Yükleniyor

Tipe göre ara

Zeytin Atıklarının Bitki Hastalıklarını Önleyici Etkileri, Prof. Dr. Kubilay Baştaş

Zeytin Atıklarının Bitki Hastalıklarını Önleyici Etkileri, Prof. Dr. Kubilay Baştaş

Paylaş


Zeytin Atıklarının Bitki Hastalıklarını Önleyici Etkileri

Ülkemizde, TÜİK 2019 verilerine göre toplam 180 milyon zeytin ağacı ve biri melez olan tescilli 90 zeytin çeşidimiz bulunmaktadır. Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkarlar ve Koperatifçilik Genel Müdürlüğü 2019 yılı zeytin ve zeytinyağı raporuna göre; son 5 yılın zeytinyağı üretim ortalaması yaklaşık 190 bin ton, sofralık zeytin üretim ortalaması 413 bin ton ve yağlık zeytin üretimi ortalaması ise 1 milyon 330 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Zeytinyağı üretimi sırasında, zeytin atık suyu ve zeytin prinası olmak üzere iki tür atık oluşmaktadır. TÜİK (2016) ve Öztürk ve ark. (2021)’e göre, ortalama işlenen 1.030.956 ton zeytinden yılda 650.000 ton pirina ve 1.259.800 ton zeytin atık suyu üretilmektedir. Yüksek organik yük ve yüksek tuz ve polifenol içeriği nedeniyle, zeytinyağı sıkım tesisi atıkları önemli çevre kirliliği kaynaklarıdır. Zeytin işletmesi atıkları, tohum çimlenmesini ve erken bitki büyümesini engellerken, toprak özelliklerini değiştirmekte ve topraktaki mikrobiyal çeşitliliği etkilemektedir. Buna karşılık, zeytinyağı işletmesi atık fenolikleri, gıda ve kimya endüstrilerinde doğal antioksidanlar ve dezenfektanlar olarak kullanılmaktadır.
Zeytinyağı sıkım tesisi atıkları, biyopolimer ve biyogaz üretiminin yanı sıra yenilebilir mantarların yetiştirilmesi için gübre/kompost ve substrat olarak kullanılabilir. Bu atıklar, geri dönüştürülebilen yüksek oranda organik ve inorganik besinler gibi çok çeşitli değerli kaynaklardan oluşur. İki fazlı zeytinyağı üretim katı atığının ortalama bileşimi %60-70 su; %13-15 lignin, %18-20 selüloz ve hemiselüloz, %2,5-3 hamurda tutulan zeytinyağı ve %2,5 mineral katılardır. Organik bileşenler arasındaki temel bileşenler %3 şekerler, %1 uçucu yağ asitleri, ‰2 polialkoller, %1,5 proteinler, ‰2 polifenoller ve ‰5 başka pigmentlerdir. Ayrıca zeytinyağı atık sularında en fazla miktarda Acinetobacter, Pseodomonas ve Enterobacter genuslarına bağlı çeşitli bakteriyel etmenlerin yanısıra 12 farklı genusa (Acremonium, Alternaria, Aspergillus, Chalara, Fusarium, Lecytophora, Paecilomyces, Penicillium, Phoma, Phycomyces, Rhinocladiella ve Scopulariopsis) ait fungal etmenler tespit edilmiştir. Bu etmenlerden bazıları patojenik özellik gösterirken diğerleri bazı bitki hastalıklarını engelleyici faydalı özellik göstermektedirler.
Eterler, alifatik ve aromatik hidrokarbonlar, alkoller, fenolik bileşikler, aldehitler, ketonlar ve yağ asitleri gibi uçucu bileşikler zeytinin ana bileşenleridir. Çoğu aromatik bileşik yüksek antibakteriyel etkiye sahiptir. Zeytin bitkisini birçok fungal ve bakteriyel patojenin saldırısına karşı korurlar. Bu bileşenlerden dolayı zeytin, doğal direnci en yüksek ağaçlardan biridir.
Zeytin atıkları, bitki patojenlerine karşı antimikrobiyal aktivite göstermektedir. Zeytin fenoliklerinin antimikrobiyal etkisinin bir sonucu olarak zeytin atıkları, düşük doz uygulamalarında tohum ve toprak kaynaklı olan patojenler; başlıca patates, domates, patlıcan, fasulye, kavun, karpuz, hıyar, kabak, şekerpancarı, yerfıstığı, yonca, marul, tahıllar, mısır, çim ve çilek gibi birçok bitkide kök çürüklüğü, yanıklık ve solgunluk belirtilerine neden olabilen Rhizoctonia solani ve Fusarium solani’yibaskılayabilmektedir. Bir çalışmada ise çilek ve biberlerde Botrytis meyve çürüklüğünün, zeytin atıkları tarafından kontrol edildiği de bildirilmiştir. Ayrıca meyve ve sebzelerde, depo çürüklüğü etmeni Penicillium spp., gri küf hastalığı etmeni Botrytis spp.’nin ve ayrıca domateslerdeki solgunluk hastalığı etmeni Fusarium oxysporum f.sp. lycopersici’nin etkilerini zeytin atıkları uygulaması baskılayıcı özellik göstermiştir.
Zeytinyağı sıkım tesisi atık suyu, domates tohum kaynaklı bakteriyel patojenleri; solgunluk ve kanser hastalığı etmeni Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis ve benek hastalığı etmeni  Pseudomonas syringae pv. tomato’nun gelişimini engellemiştir. İki fazlı ekstraksiyonla elde edilen zeytin değirmeni atık suyundan türetilen kompostlardan elde edilen ekstrakt, geniş bir konukçu dizisine sahip olan ve başlıca soya fasulyesi, pancar, biber, krizantem, kabakgiller, pamuk, çim, Atatürk çiçeği ve subtropikal bölgelerde de papaya üretiminde önemli bir kök çürüklüğü etmeni olan toprak kökenli bitki fungal patojeni Pythium aphanidermatum’u baskılamıştır.
Zeytin atıklarından izole edilen bazı bakterilerin, toprak kaynaklı patojenlere karşı antagonistik etkiler sergilediği bildirilmiştir. Bunlardan Bacillus spp., Burkholderia caryophylli ve Pseudomonas fluorescens faydalı bakteriyel türlerine ait bazı ırklar ise, domatesin çökerten etmenleri Fusarium spp. ve Rhizoctonia spp. etmenlerine karşı hastalığının baskılanmasında etkili role sahip olmuşlardır.
Zeytin atık suyundan izole edilen ve Bacillus subtilis, B. pumilis, Pseudomonas putida ve Stenotrophomonas maltophiliatürleri, birçok meyve ve sebze türünü içeren 90 civarında bitki familyasında önemli kayıplara neden olan polifag patojenik bakteriyel kanser etmeni Agrobacterium tumefaciens’e karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Serratia marcescens’in BR2.1 ırkı, zeytin değirmeni atık suyundan türetilen kompostta yetiştirilen domates bitkilerinin rizosferinden izole edilen ve domateslerde kök ve kök boğazı çürüklüğü hastalığına neden olan Fusarium oxysporum f.sp. radicislycopersici’ ye karşı biyokontrol ajan olarak belirlenmiştir.
Zeytinyağı tesisi atık suyu ve bundan türetilen kompost özütlerinin, toprak kaynaklı ve biberlerde kök boğazı çürüklüğü etmeni Phytophthora capsici’ye karşı baskılayıcı özellik gösterirken, Pythium ultimum ve Botrytis cinerea’ya karşı aynı başarı elde edilmemiştir. Bu durum başlıca zeytin çeşidine ve test edilen spesifik zeytin değirmeni atığına bağlıyken, yalnızca olgun kompost belirtilen bitki patojenlerine karşı koruma sağlamıştır.
İki fazlı ekstraksiyon türevi komposttan Streptomyces ve Lechevalieria cinslerine ait olan aktinobakteriyel ırklar, kavunlarda fungal solgunluk etmeni Fusarium oxysporum f.sp. melonis, çok sayıda bitkide kök çürüklüğü ve geriye doğru ölüm belirtilerine neden olan Phytophthora cinnamomi, birçok bitkide çökerten hastalığı etmeni Pythium debaryanum, sebzelerde beyaz çürüklük hastalığı etmeni Sclerotinia sclerotiorum ve kök çürüklüğü ve yanıklık belirtilerine neden olabilen Rhizoctonia solani fungal patojenleri ve bakteriyel kanser etmeni Agrobacterium tumefaciens str. CECT 4’e karşı baskılayıcı etki göstermiştir. Zeytin değirmeni atıklarından türetilen kompost, toprak kaynaklı bitki patojenlerinin bastırılmasında, besin maddeleri için rekabet, antibiyozis, spor çimlenmesinin ve çim tüpünün uzamasının engellenmesi ve hidrolitik enzimler yoluyla lizis mekanizmalarıyla etkili olmaktadır.
Zeytin tüm dünya için en önemli tarım ürünlerinden biridir. Aynı zamanda zeytin atıklarıyla da katma değeri yüksek bileşiklerin üretimine ağırlık verilerek ekonomik, çevresel ve sosyal unsurları içeren tüm sürdürülebilirlik özellikleri dikkate alınmalıdır. Farklı bir deyişle, sıfır atık kavramına dayalı olarak tüm biyokütlenin karbon ve enerji açısından değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bitki hastalıkları ile mücadelede daha az pestisit kullanılarak çevre dostu, sürdürülebilir ve organik tarım uygulamaları yaklaşımları ışığında, zeytin atık akışlarını kullanma olasılığı bir biyorafineri çerçevesinde incelenmelidir.

Makaleyi PDF Olarak İndirmek İçin Lütfen Tıklayınız
Zeytin Atıklarının Bitki Hastalıklarını Önleyici Etkileri

KAYNAKLAR

Ahmed ve ark., 2019. Biofuel Research Journal 22, 980-994.
Anonim, 2016. www.tuik.gov.tr (erişim tarihi: 2021).
Anonim, 2019. Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkarlar ve Koop. Genel Müd. Zeytin ve Zeytinyağı Raporu, 26s.
Bonanomi ve ark., 2006. Agriculture, Ecosystems and Environment, vol. 115, 1–4, 194–200.
Cayuela ve ark., 2008. Science of the Total Environment, vol. 399, no. 1–3, pp. 11–18.
Jenana ve ark., 2009. Pakistan Journal of Botany, vol. 41, no. 1, pp. 315–327.
Karpouzas ve ark., 2010. Applied Soil Ecology, vol. 45, no. 2, pp. 101–111.

 

Yorum yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *